*Akdeniz’e Geri Geldiler !..*

Paylaş

*Akdeniz’e Geri Geldiler !.. 13.11.2022

Türk’lere “Gerçek Milli Tarih” okuması neden bilinçli olarak engellenyor ?

1462’de Midilli’den,
1522’de Rodos’tan,
1566’da Sakız’dan,
1571’de Kıbrıs’tan,
1669’da Girit’ten
Türklere yenilerek önce Avrupa’ya geri, Avrupa’daki gelişmeler ile sonra da
yeni kıta Amerika’ya gitmişlerdi !..

Peki, biz bu adaları kimlerden aldık?
Yunan’dan mı, İtalyan’dan mı? Almandan mı? İngiliz’den mi?
Hayır!
Tapınakçılardan almıştık ve onları ilk çıkış yerleri, geldikleri yer olan İtalya, Fransa ve Almanya’ya geri göndermiştik.

1096’da ilk defa Anadolu’ya gelmeye başlamışlar, 1272’ye kadar 8 Haçlı Seferi ile Kudüs’ün fethi için 176 yıl süren uzun bir savaş döneminin yetiştirdiği
“rahip şövalyelerdi” o adaların sahipleri.
Bazen isimleri “Tapınak Şövalyeleri” bazen “Girit Şövalyeleri” bazen de “Rodos Şövalyeleri” idi.

İstanbul’u fetheden Fatih Sultan Mehmet iki defa sefere çıkmasına rağmen Rodos’u bu şövalyelerden alamamıştı.
1455 ve 1467 yılında iki sefer yaptı Fatih, ama adayı o zamanki adıyla Hospitalier Şövalyeleri’nden alamadı.
Çağ açan Fatih, Midilli’yi almayı başarmış fakat Rodos’u alamamıştı.
Girit’i ve Kıbrıs’ı almayı ise hiç düşünmemişti.

Lisede hepimize tarihte olmayan bir Venedik-Ceneviz devleti yutturmacası ile Tapınak Şövalyeleri’nin üstünü örterek, Türk’e gerçek ve bugünlere uzanan asıl düşmanını öğretmemek stratejisi tesadüf müydü sizce? .
Milli tarih okuması unutturulup, milli siyasi tarihin öğrenilmesi başka nasıl önlenecekti?

Tapınak şövalyeleri kimdir?
Neye inanırlar?
Hedefler nedir?…
hiç bir ders programlarımıza girmemiştir.
Öğrenmemiz istenmemiştir !..
Niçin?
Kim yapmıştı bu tarih dersi programlarını ?
Kim, kimler yapmıştı bu tarih okumalarını?

1453’de İstanbul’u fetheden Türkler, Kıbrıs’ı tam 118 yıl sonra onlarca sefer sonrası ve 120 bin şehit vererek ancak feth edebilmişlerdir.

Girit adası ise 24 yıl süren çok uzun bir savaşlar zinciri ile her karış toprağına kan dökülerek adım adım alınarak Türk toprağı olmuştur.

1522’de Rodos’tan, 1566’dan Sakızdan, 1571 yılında Kıbrıs’tan geri çekilen Tapınakçılar Girit’te toplanmışlar ve güçlenmişlerdi.
Girit’ti vermemek için büyük direniş göstermişler ve çok ciddi muharebeler zinciri sonrası adayı terk etmişlerdir.

Bunların dedelerine de yine Türkler kök söktürmüştü Anadolu ve Kudüs yollarında.
I.Kılıç Arslan, İmadüddin Zengi, Selahattin Eyyübi !..

1097’den 1272’ye kadar 176 yıl Türklerin önünde bozguna uğradıktan sonra Akdeniz’de ki Kıbrıs, Rodos, Girit ve Sakız başta olmak üzere adalara yerleşmişler Avrupa- Anadolu- Mısır ve Suriye, Arabistan arasındaki ticaret yollarını kontrol ederek, korsanlık yaparak çok zengin olmuşlar fakat bir gün bile tekrar Kudüs’ü almak hedeflerinden asla vazgeçmemişlerdi.

Türklerin önünde Haçlı seferlerinden sonra ikinci defa Akdeniz’deki adalardan kovulan “tapınakçılar” Almanya başta olmak üzere, Fransa ve İtalya’ya yerleşmişler ve Protestanlığın ateşini yakmışlar ve de Katolik Kilisesine isyan hareketini başlatmışlardır.
Püritenler adıyla !.
Sonra Engizisyonlar ve Avrupa’dan Amerika’ya kaçış İngiltere ve İspanya üzerinden olmuştur.

Bugünkü ABD’yi kuran aklı ve ABD derin devletinin felsefi arka planını merak edip öğrenmek istiyorsak eğer, önce Tarih okumalarına, Türk’ün gizli ve açık düşmanlarını öğrenerek başlamalıyız.

O zaman Chambrige ve Harvard üniversitelerini, bir birinin benzeri olarak hangi püriten papaz ailesi kurmuş öğrenir ve ilk düğmeyi doğru ilikleyerek resmi netleşleştirmeye başlamış oluruz.

Özetle; Tapınakçılar üçüncü defa Türk’lerle hesaplaşmak ve Kudüs yolunu Türklerden temizlemek için Akdeniz’e bu sefer ABD bayrağı ile geldiler. Daha önce Papalığın kutsadığı Alman, Fransız, İtalyan Kralları ve Kontları, Baronları olarak orduları ile gelmişlerdi.
Şimdi ABD bayrağı altında geldiler !..

Yunanlılar mı?
Yınanlıları bir çırpıda geçiniz. Kıbrıs adasını kimlerden aldıysak onlarla karşı karşıyayız. O yıllarda Yunanlı’nın adı sanı yoktu ortalarda.
Yunanlılar en iyi yaptıkları işi yapsınlar.
Hizmet sektöründe, ABD ordusunun yiyeceğini içeceğini en güzel şekilde servis etsinler ve çarşaflarını yıkayıp temizlesinler.

İstanbul’un üçte biri bir nüfusla , o da üçte ikisi yaşlı olan nüfusuyla hangi savaşa girecekler?

TV’ler de sığ, çapsız, tarih şuurundan ve de milli tarih okumasından habersiz yapılan tartışmalar:
Türk-Yunan savaşı olur mu, olmaz mı?
Ve üstüne üstlük bu tartışmalarda yapılan yorumlar, sorunun kendisinden daha sığ! Saçma sapan yorumlardan geçilmiyor.

Dumlupınar’da Yunan ordusunu dağıtan Atatürk, İzmir’e girdiğinde ne demişti: “Truva’nın intikamını aldık.”

3000 yıl önce Anadolu’da ki Türk tarihine Truva üzerinden işaret eden milli tarih şuuruna bakar mısınız?
Çünkü Çanakkale’de boğaza gömdüğü İngiliz donanmasında ki bir savaş gemisin adı ne idi: Agamemnon.
Kimdi Agamemnon?
Truva’ya denizden gelerek saldıran AKA ordularının başındaki komutanın ta kendisi.

Şimdi Atatürk’ün tarih okumasına ve milli tarih şuuruna bakın.
Eğer bugün yaşasa idi herhalde ABD’ye şöyle derdi :
I.Kılıç Aslan’ın, Selahattin Eyyubi’nin, Piyale Paşanın ve Lala Mustafa Paşanın torunları olarak seninle üçüncü defa hesaplaşmaya hazırız !..

ABD’yi tanımadan, onu kuran felsefi arka planın teopolitik kodlarını bilmeden Akdeniz’e gelişinin gerçek sebebini doğru tespit edemeyiz.
Eğer bu sebebleri doğru tespit edemez isek doğru çözüm ve stratejileri de bulamayız.
Ve tabi bu çözümler için doğru kadrolara ve milli tarih şuuruna ve de ufkuna sahip devlet adamlarına ne kadar çok ihtiyacımız olduğunu da farkedemeyiz!

Çerçevenin bir başka tarafı ise, ülkemize aktarılan batılı aklın “çöp insanlar” dediği, ortadoğu’dan Suriye’li olarak adlandırılan ve İran üzerinden, Afgan, Pakistan, Peştun olarak adlandırılan yok olmaları istenen insan kafilelerinin Anadolu’ya sokulması..

2030 yılına kadar 40milyon “çöp insan” Anadolu’ya sokulacak olmasını,
2030 yılında Anadolu içlerinin bu dışarıdan
getirilen “çöp insanlar” ile Anadolu’da yerleşik Türk’lerin (batılı akla göre Türk’lerde “çöp insan”dır) arasındaki büyük yok ediş savaşının yaptırılması, ile Anadolu’nun nüfustan arındırılarak, ıssızlaştırılması ile, kendilerinin yerleşimine açılmasını da,
Anadolu’nun Dünya’nın en büyük mezbahasına döndürülmesi planını da,
Avrupa-Kudüs yolunun kuzeyinin temizlenerek, uygun şartlara getirilmesini,
bu planların içinde, yerinde değerlendirmek lazım.

Herkes safını iyi bilsin.
Tapınakçılarla karşı karşıyayız.
Ve Teopolitik bir 3. Dünya Şavaşının çekim alanına çoktan girdik.

Akdeniz’de, Adalar Denizi’inde Amerikan Bayraklı olarak konuşlanan güçlere,
Anadolu’ya sokulan insan kafilelerine,
Türkiye içinde son zamanlarda çok taraftan, çok kişiye söyletilen, etnik, bölücü, küresellere hizmet eden söylem ve eylemleri büyük çerçevede görmek..

Aslında hangi gözle, hangi tarih okumalarıyla, hangi çerçeveleri yan yana getirerek bakmamız gerektiğini görebilmek umudu ile.

Sağlıcakla Kal Yüce Türk Milleti’m


Hakkı Şafak Ses’in makalesinden esinlenilerek, genişletilmiştir.
Hakkı Şafak Ses’e teşekkürlerimizle.

Ramazan Sevinç 13.11.2022
Ramazan Sevincii

Paylaş

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *