Bir Tren Yolculuğu

Paylaş

Bir Tren Yolculuğu

Çocukluk çağlarımdan bu yana en çok sevdiğim seyahat aracı tren yolculuğudur. Hatta uçak yolculuğuna dahi tren yolculuğunu tercih ederim. Ortaokul ve Liseyi özel şartlar nedeniyle bulunduğum ilçede(Artova) değil de, tren ile 2 saat çeken Turhal da bitirdim. Her hafta sonu ailemi görmek için Artova’ya gelir, Pazar akşamları tekrar tren ile Turhal’a dönerdim.

            Okuduklarımdan öğrendiğime göre değerli yazar ve şair Atilla İlhan da çok severmiş tren yolculuğunu. Hatta onun tren seyahatleri bir tutku halini almış. Tren yolculuğuboyunca geçtiği yerlerin fotoğraflarını da çekermiş. Tren yolculuğunu ben de sevmeme rağmen fotoğraf çekme tutkum yoktur. Ancak her yolculukta benim de tutkum; tren yolculuğu müddetince etrafımdaki insanlarla tanışıp konuşma isteği oluyordu. Zaten bu genelde sıradan herinsanın yaptığı gibi kompartımanda otururken can sıkıntısından kurtulmanın yollarından biri ya camdan trenin geçtiği yerleri seyreder,ya kitap okunur, ya da yanınızdaki insanla bir şekilde konuşup tanışırsınız.

            Yukarıda bahsettiğim trenler, karatren dediğimiz kömürle çalışan şimendiferlerin çektiği posta trenleriydi. Şimdi (YHT) yüksek hızlı trenler var ama bunlarla da yolların uygunsuz oluşundan her yere gidilmiyor. Karatrenler birçok hattan kaldırıldı. Tren yolu güzergâhında bulunan köy ve kasabalardaki insanlar yıllarca seyahat ettikleri bu vasıtanın kaldırılmış olmasından oldukça sıkıntı ve mağduriyet yaşıyorlar.

Ne Yapacak?

            Söz trenden açılmışken, (YHT) yüksek hızlı trenle bir gün Ankara’dan Kocaeli’ye gelirken karşımda benden daha genç, derli-toplu, konuşması düzgün, bir bey oturuyordu. Bilenler bilir tren muhabbeti tatlı olur, bir de konu dönüp dolaşıp siyasete varırsa, artık varacağınız yere kadar sohbetiniz uzar da uzar.

            Karşımdaki ile tanışma faslından sonra söz döndü dolaştı siyasetin kapısını araladı. Siyasi düşüncesini sormadım, o da söylemedi ama konuşmalarından yandaş olmadığı kesindi. Bu durum oldukça rahatlattı beni ve kendisiyle daha samimi konuşmaya başladım. Son genel seçimlerin üzerinden 2 ay gibi bir zaman geçmişti. Bir ara ikimizin de tanıdığı bir milletvekilinden açıldı konu. Meğer konuştuğum kişi, bu milletvekilinin çocukluk ve gençlik arkadaşıymış. Nasıl biri olduğunu merak edip sorduğumda, aldığım cevap: “Çok iyi bir insan, dürüst, namuslu, çalışkan ama bugüne kadar iştigal ettiği alan milletvekilliğine uygun değildi, şimdi bir milletvekili olarak mecliste ne yapacak bilemiyorum.” Dedi.

            Bu kısa yolculuk konuşmasından sonra; etrafımda bulunan tanıdık insanlardan devlet kadrolarında işe girenler, siyasi partilerde il veya ilçe başkanlıklarında görev yapmak üzere müracaat edenler, hattaseçimler yaklaştığında belediye başkanlığı adaylıklarına ya da milletvekilliği aday adaylıkları yarışına girenleri gördükçe hep bu:  “Ne Yapacak” merakı takılır aklıma ve arkasından da acaba yapabilir mi sorusu hafızamı tırmalamaya başlar.

            Öyle ya liyakatsizliğin, kayırmacılığın ve nepotizmin kol gezdiği ülkemizde ünlü tarihçimiz Prof. Dr. İlber Ortaylı’nın dediği gibi: “Her tarafta bavul gibi adamların” dolaştığını gördükçe ister istemez bu: “Ne yapacak” sorusu her zaman karşımıza çıkmıyor değil.

            Sağlıklı kalın.

İdris TÜRKTEN

Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir