Partizanlık mı, Parti Fetişizmi mi ?

Paylaş

Partizanlık mı, Parti Fetişizmi mi ? 23.01.2023

İster yönetiminde olsun, ister sade üyesi olsun ister üyesi olmadan sempazitanı olsun, yakınlık duyduğu veya aidiyet duyduğu bir siyasi fikri, oluşumu, örgütü, partiyi tartışma üstü gören,
O aidiyet duyduğu fikri, oluşumu, örgütü, partiyi, gidiş yolunu, söylemlerini, sorgulamadan, sorgulanmasına izin vermeden doğru kabul eden kişiliklere partizan ve davranış tipinede partizanlık diyoruz.
Takip ettiği partiyi tartışabilenlere ise partili diyoruz.

İnsanın farklı bir organına örneğin bir kadın ayağına; farklı bir nesneye örneğin ince bir kadın çorabına kutsal anlamlar yükleyip tapınmasına “fetişizm” diyoruz.
Ki, bu obje bir siyasi parti de olabilir,
bir siyasi partideki yönetici/kişi, proje, söylemde olabilir.

Her ne kadar partizanlık, psikologlarca da,
bir sapııklık olarak değerlendirimese de!
partizanlığın ileri derecesinde olanların bulundukları yer, konum, içinde oldukları topluluğun büyüklüğü, küçüklüğü oranında, tarihte onarılmaz yaralar açtıkları görülmüştür.

Psikologlar fetişizmin bir sapıklık olduğunu rahatça söylerler.
Parti tabelasına, flamasına, genel başkanına, partililere, projelere, söylemlere tapınma söz konusu olduğunda ise psikologların nedense sesleri çıkmaz.

Ortalama toplumsal kültürün, ortak yaşama kültürünün yüksek olduğu toplumlarda,
geçmişinde, tarihinde partizanlık kökenli travmalar yaşamış olan toplumlarda, ülkelerde,
örneğin Avrupa’da parti fetişizmi yoktur.

Parti kongreleri, kurultayları, parti içi seçimler, yerel ve genel seçimler bu yüzden kavgasız, gürültüsüz, heyecansız geçer.
İnsanlar daha çok mesleki kariyer peşindedir.

Türkiye’de, İran’da, Arap Yarımadasında hatta tüm İslam dünyasında ise mesleki kariyer yarışı yoktur.
Çünkü devlet makamlarında kariyerin, liyakatin, bilgi donanımının önemi yoktur. Kadın ayağına veya çorabına tapınır gibi lidere ve/veya partideki etkili pozisyondaki birine bağlanmak her kapıyı açan maymuncuktur.

Mesleki kariyeri, liyakati bırakın; mesleği bile olmayan lümpenler “teşkilatcı” kimliği ile aydınlara, liyakatli kadrolara hükmederler.
Bu lümpenlerin hatta birçok vekilin, dekanın, rektörün yakalarından parti rozetini çekip alın geriye bir şey kalmaz.

İşte o yüzden İslam ülkeleri Hristiyan dünyasından gelecek Korona aşısını bekler,
işte o yüzden Müslümanlar Hristiyan ülkelerine iltica edebilmek için sınır kapılarında göz yaşartıcı gaz yerler veya lastik botlara binip Akdeniz’in sularında boğulurlar.

İşte bu yüzden, hak edilmiş emekliliğin dahi gerçekleşip gerçekleşmemesi, hak edilip edilmemesinde dahi parti liderlerinin iki dudağı arasına bakılır.
İşte bu yüzden hak aramak, hakkını sorgulamak yerine, lütuf durumuna göre hareket edilir.

Çünkü, lümpenlik başarıya ulaşmıştır ve yukarıdan aşağıya toplumun her zerresine nüfus etmeye çalışır.
Aşağıdakiler de, yukarıya gidişi, yukarıya çıkışı, lümpenlikte, emeksiz başarıda, partililik ötesi partizanlıkta ararlar,
aslında parti fetişizminde ararlar.

Aslında parinin her kademisinde, o kadem-kıdem oranı ve arzu edilen kadem-kıdem oranında artarak devam eden bir parti fetişizmi yoğunluğu yaşanır, yaşanması istenir, kurgulanır, istenir ve ortaya konur.

İşte bu yüzden #halkkürsüsü partizanlığın karşısında, çünkü şu andaki paradigmalar, koşullar gereği partizanlık mutlak olarak parti fetişizmine evrilmektedir.

Partizanlığın, parti fetişizminin olmadığı günlere ulaşmak dileklerimizle,…
Çalışmalarımıza devam ediyoruz.

Sağlıcakla Kal Yüce Türk Milleti’m.

Konuunun ana fikri için Alper Aksoy üstada teşekkürlerimzle.

halkkürsüsü

Ramazan Sevinç 23.01.2023

Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir