Cumhurbaşkanı Padişah Gibi Konuşamaz

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 19 Eylül’de yaptığı öğrenci burslarına dair açıklamasındaki üslup haklı olarak tartışma konusu oldu.

“Biz göreve başladığımızda üniversite öğrencilerinin bursları 45 liracıktı. Ya elinize dilinize dursun ya. Şu anda bunlar 650 liraya çıktı. Nereden nereye geldi?”

Bu bir demokratik devletin başkanının söyleyeceği söz değil. Ülkeyi şahsi mülkü, halkını da vatandaş değil “kul” sayan kralların, padişahların söyleyebileceği sözlerdendir bunlar.

Demokratik ülkelerde anayasa ve yasalarda belirlenmiş kamu hizmetlerinin yürütülmesi için Başbakan veya Cumhurbaşkanlarına belirli süre ile görev ve yetki verilir. Yöneticiye verilen yetki kamu kaynaklarını yani milletin parasını harcayarak güvenlik, sağlık, eğitim gibi temel ihtiyaçları karşılamak içindir.

Kamu görevlilerinin ve Devlet Başkanlarının yaptıkları kamu hizmetleri bir ihsan veya lütuf değildir.

Görevini iyi yapmış yani milletin parasını çarçur etmeden verimli bir şekilde kullanmış ise bunun takdirini millet yapar.  

Milletin parasını harcayan makamlar (kamu hizmetlerinin adil, nitelikli ve ihtiyaca göre yeterli şekilde yapılmasını talep edenlere) “elinize, gözünüze, dizinize dursun” diyemez.

R. T. Erdoğan benzeri lafları bir kere söylese “dili sürçtü” der geçebiliriz. Fakat bu sözlerin benzerlerini defalarca söylemesi tesadüf olamaz.

Google’dan bir araştırınca aşağıdakine benzer sözlerini bulabilirsiniz:

2017’de “Şimdi asgari ücreti 14,3 artışla 1603 liraya çıkardık. Beyefendiler beğenmiyor. Ya eline diline dursun, nereden nereye?”

2018’de “Üreten ekonomi yok diyenler gözünüze, dizinize dursun. Üreten ekonomi olmasa sen IMF’ye borcu ödeyebilir miydin?”

Bağımsız ve özgür bir medyamız olsa Erdoğan zamanında uyarılır ve bir daha böyle demokratik nezaketsizlikler yapmazdı.

Anlaşılan Cumhurbaşkanlığı danışmanları ve konuşmalarının metin yazarları pek çalışkan değil. Daha önce iki başbakana aynı konuşma metnini değiştirmeden verip okutan bir ekip söz konusu. Muhtemelen Erdoğan’ın eski konuşmalarının metinlerinden kopyala/yapıştır cümleler veya ifadeler yeni konuşmalara monte ediliyor.

Eğer böyleyse, bizim de bu danışmanlara aldığınız paralar “elinize, gözünüze, dizinize dursun” deme hakkımız doğar.

Tabii ki yöneticiler “danışmanların hatası” diye sorumluluktan sıyrılamazlar.

Demokratik ülkelerde patron halktır, millettir. Patron kendisine hakaret eden çalışanlarına, bir Ajda Pekkan şarkısının nakaratı ile tepki verir:

“Eline, gözüne, dizine dursun / Buraya kadar, sana uğurlar olsun.”

******************************

VERİLEN KAMU HİZMETİ YETERSİZ

Erdoğan’ın “elinize, gözünüze, dizinize dursun” diye başımıza kaktığı kamu hizmetlerinde aslında hiç de övünülecek bir başarı göstermediğini rakamlarla ortaya koyanlar oldu:

“45 liracık ile o zaman bir buçuk çeyrek altın alındığını, bugün 650 lira ile bir çeyrek altın alınamadığı” gerçeğini hatırlattılar.

Ama burada asıl olan 650 TL burs ile üniversitede okumaya çalışan gencin derdine derman olup olamadığımız değil midir? Kaldı ki bu burs hibe/yardım değil, öğrenciyi daha hayata atılmadan borç ödemeye mahkûm eden bir kredidir.

20 senede “Bir milyon yatak kapasiteli lüks yurtlar yaptık” diye övünmenin de anlamı yok. Yurt yapmak, fakir öğrencinin de okumasını sağlamak devletin görevidir. Bu bir lütuf veya ihsan değil, görevdir.

Daha da önemli olan gerçek, bu görev gerektiği kadar iyi yapılmamıştır.

****

Halen üniversite öğrencileri devlet yurtlarında yer bulma sorunu yaşamaktadır.

Türkiye’de 8 milyon 241 bin üniversite öğrencisi var. Kredi Yurtlar Kurumunun yatak kapasitesi 698 bindir. İstanbul’da ise durum daha vahim, “bir KYK yurdunun tek bir yatağına yaklaşık 44 öğrenci düşmektedir.”

Öğrencilerin bir kısmı yurt istememekte, bir kısmı “nasıl olsa bana çıkmaz” diye başvurmamaktadır. Başvuranların da önemli bir kısmı yurda yerleştirilememiştir.

******************************

JÖLELİ BAŞDANIŞMAN

Cumhurbaşkanının Ekonomiden Sorumlu Başdanışmanı, Cumhurbaşkanlığı Ekonomi Politikaları Kurulu üyesi Yiğit Bulut’un “1 dolar 1 TL olacak” demesinin üzerinden 11 yıl geçti.

"Dolar 3 TL'yi geçerse yüzüme tükürün" dediğinin üzerinden ise 5 yıl geçti.

“Jöleli” namıyla tanınan bu Başdanışman daha 31 Mayıs 2017 tarihinde ''Dolar 5 TL olacak diyenler... Adamsanız çıkın bu milletten özür dileyin..." demişti.

Başdanışmanı ve diğer danışmanlarının verdiği bilgilere göre konuşan Cumhurbaşkanının döviz kurları üzerine yaptıkları hiçbir açıklaması doğru çıkmadı. Tavsiyesine uyarak, döviz bozdurup TL’ye yatıranlar zarar etti.

Bu yüzden artık kendi taraftarları dahil imkânı olan herkes dövize yatırım yapmakta. Dolarizasyon oranı yani bankalardaki yabancı para mevduatının toplam mevduat içindeki payı, TL oranını geçti. Devlet iç borçlanmayı bile dövizle yapar oldu.

Sonuç bu yazının yazıldığı gün dolar kuru 8,63 TL idi.

Sosyal medyada “Adamda yüz yok ki utansın” diye yorumlar yapılıyor.

Üç ayrı makamdan dolgun maaş alan başdanışman yerine, eleştirilerin bu başdanışmana itibar eden Erdoğan’a yöneltilmesi gerekmez mi?

Faiz yüksek, kur yüksek, enflasyon yüksek… Böyle bir başarı(!) herkese nasip olmaz.

Erdoğan’ın asıl bu Başdanışman ve diğer başarısız danışmanlara “Eline, gözüne, dizine dursun / Buraya kadar, sana uğurlar olsun” demesi doğru olmaz mı?

23 Eylül 2021

Ruhittin Sönmez

Yorumlar

CAPTCHA Image