Devlet En Büyük Mafyadır (!)

Devlet bir toplumsal sözleşmedir ve her sözleşmede olduğu gibi devlette de asıl olan pacta sunt servanda’nın (ahde vefa ilkesi) varlığıdır. Bu toplumsal sözleşmenin bir gereği olarak, vatandaşın devlete karşı bir takım hakları ve borçları olduğu gibi devletin de vatandaşına karşı bir takım hak ve borçları bulunmaktadır. Ancak tüm bu karşılıklılığa rağmen devlet ve vatandaş arasında bir kuvvet dengesizliğinin bulunduğu da aşikârdır. Zira devlet vatandaşına karşı borçlarını yerine getirmediği zaman vatandaşın hakkını arama yolu yine devlete daha doğrusu yargıya başvurmaktır. Ancak, vatandaş vergi ödemek, askerlik yapmak, eğitim çağına gelen çocuğunu okula kaydettirmek vb. gibi bir borcunu ifa etmediği zaman devlet doğrudan doğruya vatandaşa müdahale edebilmektedir. Yani devlet açısından bir ihkak-ı hak söz konusudur.

Devletin ihkak-ı hak nevinden yaptığı işlemler genellikle vatandaşa karşı zorlayıcı, çoğu zaman da vatandaşın bireysel haklarına müdahale içeren işlemlerdir. Örneğin vergi vatandaşın mülkiyet hakkına bir müdahaleyken, vatandaşın bir suç şüphesiyle gözaltına alınması kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına karşı bir müdahaledir. Bu tür müdahaleler kendi içinde bir zorlama özelliği taşıdıklarından tamamen kinaye olarak  “Devlet en büyük mafyadır” şeklinde bir söz ortaya atılmıştır. Devletin vergi alması mafyanın haraç toplamasına, devletin bir kişiyi gözaltına alması mafyanın “adam kaldırmasına” benzetilerek böyle kinaye yollu bir söylem üretilmiştir. Sonuçta devletin faaliyet alanıyla mafyanın faaliyet alanı konularında her ne kadar şeklen bir benzerlik var gibi görünse de ikisini birbirinden ayıran son derece temel bir kavram bulunmaktadır: Meşruiyet!

Devletin vatandaşın temel hak ve özgürlüklerini sınırlayan müdahaleleri ancak ve ancak kanunun devlete yetki verdiği konularda ve o yetkinin yine kanunla sınırlandırıldığı ölçüde gerçekleştirilebilir. Devlet her yetkiyi her canı istediğinde kullanamayacağı gibi, canının istediği ölçüde de kullanamaz. Mafya içinse böyle bir sınırlandırılma söz konusu değildir. Bir diğer nokta da devlet dediğimiz kurum anayasal olarak şeffaf, denetlenebilir ve hesap verebilir bir kurumdur ve devleti devlet yapan asli unsurlar bunlardır. Devlet şeffaflığı, denetlenebilirliği ve hesap verebildiği ölçüde devlettir. Mafya için ise şeffaflık, denetlenebilirlik, hesap verilebilirlik gibi kavramların söz konusu dahi olamayacağını belirtmeye gerek olmasa gerek.

Her ne kadar tekrara girecekse de bir kez daha farklı şekilde vurgulamakta fayda var. Devlet kendi iradesiyle şeffaftır, devlet kendi rızasıyla kendini denetlettirir ve yine devlet kendi rızasıyla hesap verir çünkü bunları en baştan kabul etmiştir. Mafya ise hiçbir şekilde şeffaf olamaz çünkü gırtlağına kadar suça batmıştır, kendini denetletmez, hiçbir zaman ve hiç kimseye de hesap falan vermez.

Şayet devlet ve mafya arasındaki bu temel ayrım ortadan kalkarsa, devlet o kinaye yollu söylenen “Devlet en büyük mafyadır” sözünü gerçekten hayata geçirecek faaliyetlerde bulunursa o zaman devlet devlet olmaktan çıkar. O devletin yönettiği ülkede gücü yetenin gücü yeteni ezdiği, ezilenin de bir noktadan sonra sabrını kaybettiği veya artık kaybedecek bir şeyi kalmadığı için ortalığı ateşe verdiği bir ortam meydana gelir. Mafyalaşan devlet, kendi eliyle bir kaos meydana getirir ve bu kaos her şeyden önce o devletin sonu olur.

Yorumlar

CAPTCHA Image