Kadın Kırımı!

     Roma ve Bizans döneminin köle-kadın sistemi ile İslam Kültürünü yozlaştıran Vahhabi anlayışındaki kadına biçilen,  sessiz,  itaatkar ve ezik kurban psikolojisi, ülkemizde hem batılı hem doğulu kadınların üzerine kafes gibi geçirildi.  Bu tutsaklığın ve ezikliğin yol açtığı aile faciaları, tacizler, tecavüzler, istismarlar ve son günlerde inanılmaz boyutlara ulaşan kadın cinayetleri artık kadın kırımına evrildi.

     Öldürülüyoruz!....Hem de sistematik olarak bilinçli şekilde mankurtlaştırılmış, hiçbir değer yargısı olmayan kendini her çeşitten dini ve ideolojik sloganların arkasına saklayan katiller sürüsü ile karşı karşıyayız.

     Tam da “Toplumun pek çok kesiminde nitelikli kadınları arka plana itip, kurumların başına getirilen, kifayetsiz erkek yöneticilerin ihtirasının yol açtığı hırsızlıklar, yolsuzluklar, adaletsizliklerin toplumumuzu daha fazla çürütmesine sessiz kalmayacağız. Kadına değer vermeyen, onları sayı olarak tamamlayıcı unsur gibi kullanan, siyasi ve ekonomik çıkarları öyle gerektirdiği için kadının örtüsünü ya da kadının bedenini vitrin malzemesi yapan anlayışı red ediyoruz” diyecektim ki, artık ülkenin gerilediği nokta da kadınlarımızın hiç olmazsa hayatta kalabilmesi için söyledikleriyle etiyle kemiğiyle ortaya çıkan ve her gün bir kadını katleden katiller sürüsü ile mücadele etmemiz gerektiğini ürpererek farkettim.

       Bu mücadele Türk toplumunun tarihi dinamikleri ve insani değerlerine sahip erkeklerimizin de kendi hemcinslerini eğitme,öğretme, rehabilite etme hususunda bizlere desteğe çağırıyoruz. Bu işin şakası yok! Toplumumuz içine hastalıklı bir virüs olarak gelip yerleşmiş ve bünyemizde bir yırtıcı hayvan gibi harekete geçmek için fırsat kollayan kadın katilleri tarafından sistematik olarak  öldürülüyoruz!

        İçimizdeki bu katiller sürüsüne karşı uyanık olup kadını ile erkeği topyekun bir mücadele başlatmamızın vakti gelmedi mi?

         Her gün yeni bir vahşeti izlemekten, her gün haberlerde bir kadının daha hayattan koparılışını gözyaşlarımızla izlemekten bıkmadık mı?

         Bir taraftan katledilen kadınlarımızın acısı, bir taraftan gençlerimizin ve çocuklarımızın tüm bu kıyım karşısında bu ülkede geleceği dair umutlarını yitirmesi… Bu ülke bu kadar kör karanlığı haketmiyor!   

       Yönetici vasfında olan bir grup ilkel zihniyet , İstanbul sözleşmesine karşı gösterdiği tepki ve yaptıkları örgütlenmeyi görünce bu çabalarının binde birini kadın cinayetlerinin durdurulması amacıyla, eğitim ve iş hayatındaki kamu kurum ve kuruluşları ile yargı mekanizmalarının harekete geçirilmesi için bu çaba harcansa idi bu gün bunları konuşmayacaktık.

        Televizyonlarda kamu spotu olarak futbolcu çıkarıp, poker surat ifadesiyle “kadına şiddete hayır” dedirtmek, hatta kadını 17 yerinden bıçaklayıp sırf kadın ölmedi diye “TUTUKSUZ YARGILANMAK ÜZERE SERBEST BIRAKMAK” esasen katili yüreklendirmektir.

“Bana hakaret etti” lafını indirim sebebi yapmak katili yüreklendirmektir.

Kravat indirimi bir katili yüreklendirmektir.

“Bana yemek yapmadı” lafını temel alıp cezadan indirim yapmak katili yüreklendirmektir

“Hareketlerinden şüphelendim vurdum” lafına indirim yapmak katili yüreklendirmektir.

       “Kadın anadır ana değilse yarımdır.” “Kadın çalışmaz en yakışanı evinde çocuğuna bakmasıdır.” “Kadın evde kocasına hizmet eder çay getirir çorba pişirir kadın dayak yerse sesini çıkarmaz eşine akşam çay yapıp bunun sebebini sorar” diye en yüksek tepelerden gelen hastalıklı davranış modellerini topluma empoze etmeye çalışmak katili yüreklendirmektir.  

        Toplum olarak idareciyle, siyasetçisiyle, din adamıyla, televizyonlara çıkan her konuyu bilen ama hiçbir konuda bilgisi olmayan uzmanlarıyla el ele vererek bir katiller sürüsü yaratıldı. Şimdi ya bunlar temizlenecek ya da bu toplum KADIN KATLEDEN ERKEK TERÖR ÖRGÜTÜNE KURBAN EDİLECEK.   

Yorumlar

CAPTCHA Image